sıcak çok sıcak daha da sıcak olacak

Yangın sezonu bizde de resmen açıldı. ABD’de de çoktan açılmıştı. İspanya bir süredir yanıyordu.

Bunu idrak etmesi zor ama yeni normalimiz artık bu.

Küresel ısınmanın önünü alamayacağımız belli oldu. Ukrayna’daki savaşla Rus gazı kesilince, Avrupa da kömür santrallerine dönüyor. İklim değişikliğine karşı mücadelede başladığımız noktanın bile gerisindeyiz artık.

Mücadele gelecek yıllarda hızlanacaktır ama bundan sonra yapmamız gereken belli ki yangın söndürmeyi öğrenmek.

İş buralara kadar geldi.

tokat

Fransa’da aylara yayılmış seçim sezonu nihayet bitti. Sezon finalinde Macron, nihayet birleşen solla, yıllardır uygun fırsatı kollayan aşırı sağcılara yenildi.

“Tokat” diye manşet atmış Liberation. Macron iki yıl evvel halkla selamlaşırken bir vatandaştan gerçekten tokat yediği için bu onun üzerine yapışan bir mevzuya döndü. Şimdi gıcıklık zamanı demiş, hançeri çevirmiş içeride gazete.

Fransa’da Macron’un merkezi (Ensemble) birinci, sol koalisyon (Melenchon liderliğinde Nupes) ikinci, aşırı sağ da (Marine Le Pen’in Ulusal Cephesi) üçüncü sırada. İkinci ve üçüncüler bu beş yıl içinde merkezi hapır hupur yer.

Macron’un partisi artık parlamentoda çoğunluk değil, yasama için sürekli ittifak arayışına girecek. Artık arada bir solcu taklidi yapmasına da gerek kalmaz, peşine düşeceği ittifaklar merkez dediği ‘şey’in, aslında ‘sağ’ olduğunu gösterecektir. Dünyada her yerde olduğu gibi.

Fransa’da seçimlerden çıkan meclis aritmetiği bizim Haziran 2015’i andırıyor. Erdoğan, o zamanki parlamenter rejimde CHP’ye koalisyon kurma yetkisi vermeyip ülkeyi yeni seçimlere götürmüştü. Fransa’da koalisyon olmayacak ama başkanlık sisteminin bu aritmetikle haline bakarız. 

Bizde gelecek seçimlerde de böyle bir meclis yapısı yeniden çıkabilir. O açıdan Fransa bizim için laboratuvar olacak.

***

PS: Instagram’daki ‘story’de kalmasıncılık’ gibi, kendi kendime “bunlar tweetlerde kalmasın” diyerek, Twitter’da yazdıklarımı buraya aldım.

Şanzelize’den önceki günler

“Bizim Aile” filminde Münir Özkul’un yani Yaşar Usta’nın zalim fabrikatör Saim Bey’e “Sen mi büyüksün ben mi büyüğüm” diye attığı tiradı severiz.

Türkan Şoray’lı Şener Şen’li “Sultan” filminde, Sultan’ın yani Türkan Şoray’ın, halkı evlerinden çıkarmak için zenginlerle işbirliği yapan muhtara “Ben burayı dişimle tırnağımla yaptım, kolaysa gel çıkar” demesini de severiz.

Ya gerçekte?

Şimdi İstanbul’un orta yerinde, bu ekonomik krizde, insanları evden çıkarmak için elektriği suyu kesmek nedir?

Riskli alan ilan edilmiş bir mahalle. Ama bir yandan da önceki belediye başkanı tarafından “Orasını Champs-Elysees yapacağız” denilmiş bir mahalle. Süreçten büyükşehir belediyesi nedense çıkarılmış. Beyoğlu Belediyesi götürüyor. Şehrin fena halde ortası.

Bugünlerin haberi bu. Mekanla, şehircilikle, imarla, afla, depremle, rızayla, rantla, halkla, iktidarla her şeyle ilgili… İşin her yönünü inceleyen haberler okuyabilecek miyiz bakalım?

***

Bugün işe en kapsamlı bakan gazete Evrensel.