panik atak

Bugün Batılıların, Ukrayna’ya yönelik bir askeri harekâtın olacağını öngördükleri gün… Bugün değilse yarın diyorlar. Ukraynalıları bile şaşırtan bir tahmin ve kesinlikle…

Bir saldırı olacak mı? Rusya, Ukrayna’ya girecek mi? Ukraynalılar yürekleri ağızlarında bekliyor. Dünyanın geri kalanı spekülasyon yapıyor. Barış yanlısı görünen bazıları da çaktırmamaya bile özen göstermeden savaş tamtamları çalıyor. Örneğin ABD… Savaşa Rusya’dan bile daha hevesli görünüyor. Kokusu yakında çıkar.

Bu arada olan Ukrayna’ya oluyor. Batılı uçak firmaları birbiri ardına Kiev uçuşlarını iptal edince, bu arada yabancılar da ülkeyi terk etmek için havaalanlarına koşunca Ukrayna gazetesi Vesti manşeti atmış: Panik atak! Vesti’nin haberinde bir de not var: Ukraynalılar’da ciddi bir panik gözlenmiyor. ATM’ler önünde kuyruk yok, market rafları halen dolu. Endişe artıyor ama panik yok, diyor gazete.

Savaş önce zihinlerde başlıyor.

konvoydan ne doğacak?

Kanada’da doğan ‘Özgürlük Konvoyu’ tüm dünyaya yayılıyor. Tıkanmış caddeler, korna gürültüsü ve egzoz dumanı… Dünya biraz İstanbul trafiğine dönüşüyor da diyebiliriz.

Hareket, kamyonculara aşı pasaportu zorunluluğundan doğmuştu. Aşı karşıtlığından, sistem karşıtlığından beslenerek çığ gibi büyüyor. Bu hafta sonu taşradan kopup gelen konvoy, Avrupa’ya, Paris’e, Lahey’e ulaştı. Yeni Zelanda otobanlarında dolaştı. Gelecek ay Washington’ı fethetmeye hazırlanıyor!

Mesele, dışarıda kibarca “alternatif sağ” denilen aşırı sağın, ırkçılığın, yabancı düşmanlığının bu konvoydan büyük hız alıyor olması. Daha da alacak. Gösterişli bir hareket. Temel meselesi “özgürlük” falan olmayan ama kendilerini özgürlük savaşçısı ilan eden yeni aşırı sağcılığın büyüyüp serpilmesi için verimli bir arazi. Konvoy ya da kervan hareket ettikçe, yeni aşırılar, aşırılaşmaya, radikalleşmeye müsait yeni unsurlar da ona eklenecek. Çok sert bir hareketin doğuşuna tanıklık ettiğimizi düşünüyorum.

Önümüzdeki hafta biraz bu meseleyi takip edeceğim. Bir okuma, seyretme listesi de çıkartırım.

Guardian’daki makaleyle başlanabilir: Kanada’daki harekette kimin kim olduğunu ve işin çekirdeğini tanıklıklarla anlatıyor.

hoşnutsuzluğumuzun olimpiyatı

Shakespeare’in III. Richard’ında geçer: Hoşnutsuzluğumuzun kışı… Murathan Mungan da herhalde oraya referansla şu dizeleri yazmıştır: “Kış başlıyor sevgilim / Hoşnutsuzluğumuzun kışı başlıyor / Bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan” Sevdiğim bir laftır, birçok siyasi manşete de uyar, tarihi döneme de. Zaten böyle kullanıldığı çerçeveler de var.

Guardian Weekly de oradan görmüş, hoşuma gitti. Hoşnutsuzluğumuzun olimpiyatı…  

Omicron hızını kesmedi. Evsahibi Çin’de hava kirliliği nefes aldırmıyor. Çin’in berbat insan hakları karnesi hem can sıkıyor hem can acıtıyor. Tarihin en gönülsüz olimpiyat oyunları başlıyor. Böyle zamana böyle oyunlar. Ya ne olacaktı?