Julian Barnes’ın “Bir Son Duygusu” isimli, Booker ödüllü bir romanı vardır. Güçlü bir isim. Temaları ve gidiş yolları bambaşka olsa da, yaşamının son döneminde ‘bir son duygusu’nu anlatan bizden de bir kalem var: Falih Rıfkı Atay. Sert sözleri yalınlıkla yazabilen bir kalemi var Atay’ın. Burada başka bir bağlamda da bahsetmiştim, hem çöküşü hem de kuruluşu tecrübe etmiş bir devlet adamı ağırlığıyla bugün okunduğunda herkese daha da ilginç gelecek bir hatta yazıyor. Bir son duygusunu yazıyor.

Aşağıdaki satırlar, 1963’te kaleme aldığı ‘Batış Yılları’ isimli kitabından. Her şey yanıp yıkılırken dahi hakkında konuşulamayanlardan bahsediyor:

“İkide bir büyüklerimizin bir ‘Hasan Ağa’dan yanıp yakıldıklarını dinlerdik. Kimdi bu Hasan Ağa? Sormak da olmazdı. Neden sonra anladığıma göre Hasan Ağa bizimkilerin ve dostlarının çevresinde padişahın rumuzuydu. Hiç kimse ondan, daha doğrusu onu kötü yola götüren yanındakilerden hoşnut değildi. İkide bir içlerini çekenlerin: “Biz adam olmayız” yahut “Evveli Şam, ahiri Şam demişler” veya ‘ölü’ manasına aldıklarını sonradan düşünebildiğim, “Ümmet-i merhume demişler buna” gibi sözlerden, aklımızı kullanabilecek yaşta değilken bile, bir sona yaklaşma duygusu alırdık.”

Falih Rıfkı’nın yazdıklarından bahsetmeye devam edeceğim.   

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s