Geçtiğimiz hafta sonu Amsterdam’da aşı karşıtlarının gösterisi vardı. Gösteriyi düzenleyenler iki yüz bin kişi toplarız diyorlardı; o kadar olmadı ama az buz değil, yirmi bini aşkın kişi Dam Meydanı’nı doldurdu.

Yeni sayılmaz, bu tür gösteriler dünyanın her tarafında yapılıyor ve toplumun neredeyse her kesiminden insanlar da bunlara katılıyor. Neticede her kesimden aşı karşıtı var; üstelik bazı isimler hakikaten şaşırtıyor.

Şaşırtıcı bir şey daha… Pandemi sırasında epey tekrarlanan bu aşı/önlem/hükümet/devlet/sistem/uzmanlık karşıtı gösterilerin bir özelliği, bir araya gelmesi beklenmeyen grupların bir arada durması. 

Amsterdam’daki gösteride de bu tuhaf karışım dikkat çekiyordu. Dindar gruplar, hare krişnacılar, hippiler, faşist topluluklar, komplo teoricileri… 

Ama bu kez bunların yanında sanırım ilk defa meydanlarda görülen bir başka grup vardı. Birçok gösterici kollarına İkinci Dünya Savaşı’nda Yahudilere zorla taktırılan sarı Davut yıldızlarından iliştirmişti. Tabii bunları gösteride takanların Yahudi olmadığı tahmin ediliyor. Akıllarınca, düşünün diyorlar, bu pandemi önlemleri, aşılar falan bize ne denli büyük bir zulüm yaşatıyor!

Bu aklıevvel hamle bekleneceği üzere, bir çok kişiyi çileden çıkardı. Amsterdam Belediye Başkanı Femke Halsema, bunun kabul edilemez olduğunu söyledi ve bir daha tekrarlanmamasını istedi. Gösterinin düzenleyicisi olan kişi (ki o da bir Yahudi), bu duruma kendisinin de şaşırdığını, o Davut yıldızlarını zorla takmak zorunda kalanların soyundan gelen biri olarak bunu tasvip etmediğini ama bu kadar büyük kitlenin içinde bu tür vakaların yaşanabileceğini belirtti. Bir de şunu söyledi: “1940-45 arasında Yahudiler için bir apartheid rejimi kurulmuştu; şimdi aşı olmayı reddedenler için kuruldu.”  

Bu bir kafa karışıklığı mı? Yoksa düz sersemlik mi? Sersemlikse de neredeyse alıştık. Yine de işin alışmamak gereken bir boyutu var. Bu pandemi önlemi karşıtı gösterilerde bir derin mesele gizli. Zemin meselesi. Haberlere bakılırsa, Hollanda’da istihbarat birimleri bu tür gösterilerde aşırı sağın çok rahat gelişip serpilme, beslenme imkânı bulabileceği konusunda bir süredir uyarılarda bulunuyor.

Aşırı sağcı grupların bu gösterileri çok sevdikleri ve çok benimsedikleri biliniyor. Hemen hemen her gösteride, bir çok aşırı sağ unsur, ifade özgürlüğü söylemini kullanarak gündeme geliyor ve kendi çaplarının çok üstünde bir ses çıkarma imkânına kavuşuyor.

Amsterdam Üniversitesi’nde radikal hareketler üzerine çalışan öğretim üyesi Sarah de Lange, Hollanda gazetesi Trouw’a anlatmış: “Yıllardır aşırı sağ hareketlerin, radikal hareketlerin bu tür toplumsal gösterilere rağbet ettiğini görüyoruz.. Bu bir meşruiyet sağlama yöntemi. Bir yandan seslerini duyuruyorlar, bir yandan daha görünür oluyorlar ve potansiyel destekçilerle buluşuyorlar, tanışıyorlar. Pandemi karşıtı gösterilerdeki komplo teorilerine yakın duruş, aşırı sağın da işine yaradı; bu teorilere yakınlık duyanlarla rahatlıkla bir bağ kurabildiler.”

Bu hafta sonu İstanbul’da da benzer bir aşı/önlem karşıtı gösteri yapılacak. Devlete, sisteme çok dil uzatılacağını sanmıyorum. Başka bir boyut, farklı bir hassasiyet var. Örneğin sosyal medyada “Bayrağını al gel” diye mesajlar iletiliyor.

Aşı karşıtlığı ile bayrağın ne alakası olabilir? 

Yukarıda okudunuz işte alakasını.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s