o an nasıl yaşanacak?

Ne olacak koronadan sonra? Nasıl olacak? ‘Koronadan sonra’ olduğunu anlayacak mıyız? Öyle bir gün olacak mı? Bir kurtuluş günü?

Ispanyol gazetesi ABC bir deneme yapmış. Tedbirlerdeki yumuşamanın sokaklarda nasıl kutlandığını göstermiş. Korona ve savaş benzetmesi yapmayı hem sevmiyorum hem sakıncalı buluyorum (bu başka bir konu) ama bu fotoğraf aklıma İkinci Dünya savaşının sonundaki ikonik kutlama fotoğrafını düşürdü. Sokakta süregiden kutlama sırasında, bir askerin bir hemşireyi öptüğü…

Bu da, biraz daha az tansiyonlu olmakla beraber, benzer bir sahne değil mi?

O meşhur fotoğraftan açmışken, fotoğraftaki askerin kimliğini de (en azından iddia edilen kimliğini) öğrenmiş oldum. Bir ölüm haberinde. Peki ya hemşire kimdi?

hellim diplomasisi

Fransız gazetesi Liberation manşeti atmış: Hellim diplomasisi. Dünyanın türlü hayhuyundan kafalarını kaldırıp nispeten kenar köşe bir konuyu kapağa taşımaları takdire şayan ama daha da takdir edilesi olan bu kadar lezzetli bir manşet haberi yapmaları. İlginç.

Konu özetle, adaya özgü, güzelim hellim peynirinin bir ihtimal Kıbrıs’ı birleştirecek olması. Mesele, Kuzey ile Güney’in hellimin dışarıya ihracı üzerinde nihayet anlaşmalarından çıkmış. Biz Kıbrıs’ta bin türlü dönemeç gördüğümüzden artık Liberation kadar heyecanlanmıyoruz ama olsun!

Bu manşeti buraya neden aldım? Çünkü normalliği özledim. Bizim normalimiz bu sonu gelmez Kıbrıs konusuydu. Ama hiç bu kadar güzel manşet görmemiştik!

tarih hızlanırken

Tarih ne kadar hızlı akıyor. Tarihçi Daniel Halévy, 19’uncu yüzyılda yaşananları ‘tarihin hızlanması’ diye kavramsallaştırmıştı. Ya şimdi? 

Geçen sene George Floyd’u soluksuz bırakarak öldüren Derek Chauvin isimli polisin mahkemesinde jüri Chauvin’e cinayetten hüküm giydirince, adalet yerini buldu diye bütün Amerika’da buruk bir sevinç gösterisi yaşandı. İşte Boston Globe’un manşetinde bu gösterilerden bir kare var. Yumruğu havada bir adam. 

Floyd’un öldürüldüğü yerde duruyor. 

Yeni ismiyle George Floyd Meydanı’nda… Tarihi bir günde.

Polisin bir masumu canice öldürdüğü yer artık bütün kıtaya (muhtemel ki ileride tüm dünyaya) yayılan bir hareketin, Black Lives Matter’ın merkezi. Hem de o kurbanın ismini taşıyor.  

Şu bir sene içinde nasıl delice hızlandı tarih. Daha da hızlanacak belli ki. 

istisna

140 Journos’un ‘Tarih Tekerrür’ isimli mini belgeseli, dile kolay, üç milyon defa izlenmiş. Ekonomimizin 2000’lerin başında nasıl çöktüğünü, sonra nasıl toparlandığını, şimdi nasıl aynı noktaya döndüğümüzü özetleyerek ve tanıklara başvurarak anlatıyor belgesel.

İki kişinin söyledikleri çok önemli. Biri uzun yıllar Devlet Planlama Teşkilatı’nda çalışmış Prof. Uğur Emek… İktidarlar yerleştikçe, iş insanlarının, kurumların sistemin ilgili birimine yanaşarak, ne iş görüyorlarsa onunla ilgili kanundan ‘istisna’ tutulmayı istediklerini anlatıyor. İstisna tutulsunlar ki kanun onlara işlemesin. 

Bir de Kemal Dervişli dönemin Hazine Müsteşarı, şimdi CHP parti sözcüsü Faik Öztrak’ın gösterdiği bir kanun belgesi var. Sayfalar sürüyor; çevir çevir bitmiyor. Çünkü istisnai durumlar tek tek, alfabenin harflerine göre maddelenmiş. Öztrak diyor ki: Tek bir paragrafa sığan istisnalar, sayfalarca sürüyor, en sonunda geldiğimiz yerde artık alfabenin harfleri yetmemiş, çift harfe geçilmiş.”

İstisnalar kaideyi bozmaz, denir. Çünkü nadirdir. Burada istisnalardan kanun yapılmış. 

Bir ekonomi gazetecisinin sadece istisnalar üzerinden bir dosya yapmasını isterdim. Vaziyeti zaten biliyoruz da büyük küçük kimin ne yaptığını berrak şekilde gösterirdi.

Zira bu rejimin en büyük anahtarı istisna.

under construction

Bu fotoğrafta insanı büyüleyen bir şey var. Hayranlık uyandırsın, sevindirsin, belki şehre ve insanlara iyi gelsin, yöreye ün kazandırsın, belki inanmayanları dehşete düşürsün ya da onlara ilham versin, yoluna davet etsin diye dikiliyor bu heykel. Game of Thrones’vari bir dünyadan fırlamış gibi ama alıştık artık, ilgilensek de şaşırmıyoruz.

Bitince kimbilir nasıl görünecek? Ne çok görülecek… Ama şu hali bugünlere dair çok daha fazla konuşuyor gibi. Herkesin ama herkesin kendini yapmaya uğraştığı ve bu uğraşını sergilediği bir dünyadayız. Görkemimizin, merhametimizin, dehşetimizin bile iskeleti ortada. İnşaat halindeyiz. Bu heykel gibiyiz.

Brezilya şehri Encantado’da kitlesel fonlamayla inşa edilen 43 metrelik heykel, Rio’daki öncüsünden beş metre daha yüksek olacak. Silvio Avila’nın fotoğrafı.